İNGİLTERE'DE YENİ VERGİ DÜZENLEMELERİ
İNGİLTERE’DE YENİ VERGİ DÜZENLEMELERİ
İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves’in açıkladığı yeni bütçe, ülke ekonomisinin gidişatına ve kamu finansmanının sürdürülebilirliğine dair önemli ipuçları veriyor. Yüksek değerli mülklerden temettülere, nakit tasarruflardan emeklilik katkılarına kadar geniş bir yelpazeye yayılan yeni vergi değişiklikleri, hükümetin borçlanmayı sınırlama ve kamu hizmetlerini yeniden finanse etme hedefinin merkezinde yer alıyor. Ancak bütçe paketinin açıklanmasından önce Bütçe Sorumluluk Ofisi'nden (OBR) gelen sızıntı, siyasi tartışmaları alevlendirirken mali disiplin arayışının maliyetini de görünür kıldı.
Bu yeni paket, hükümetin 2029–30 döneminde 26 milyar sterlin ek gelir yaratma amacını taşıyor. Sızan ilk tahminlere göre bu rakam, kapsamlı düzenlemelerin etkisini ve bütçenin sıkılaştırma niteliğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Gelir Dilimlerinin Dondurulması: “Gizli Vergi” Etkisi
Bütçedeki en dikkat çekici başlık, vergi dilimlerinin 2031’e kadar dondurulması oldu. Hükümet gelir vergisi oranlarını artırmadığını vurgulasa da vergi dilimlerinin enflasyon ve ücret artışları karşısında sabit bırakılması, milyonlarca çalışanı daha yüksek vergi dilimlerine taşıyan “mali sürüklenme” etkisine yol açıyor. Uzmanlar bu adımı “gizli vergi artışı” olarak tanımlıyor.
Hargreaves Lansdown’dan Sarah Coles’in hesaplamalarına göre yıllık 50.000 sterlin kazanan bir çalışan, bu dondurma nedeniyle dönem boyunca 8.165 sterlin daha fazla vergi ödeyecek. Bu durum yalnızca bireysel bütçeleri değil, hane halkı tüketim kapasitesini de etkileyecek. Nitekim gelir dilimlerinin dondurulması 6 milyondan fazla kişiyi ilk kez gelir vergisi öder hale getirmiş durumda.
Bu tablo, hükümetin gelir artırıcı politikaları açıktan uygulamak yerine, enflasyonist ortamda “dolaylı vergi artışı” stratejisini tercih ettiğini gösteriyor.
Yüksek Değerli Mülklere Yeni “Ev Vergisi”: Gayrimenkulde Üst Segment Baskısı
Nisan 2028’den itibaren yürürlüğe girecek olan “ev vergisi”, 2 milyon sterlinin üzerindeki mülkleri hedef alıyor. Bu mülkler için yıllık 2.500 sterlin, 5 milyon sterlin üzerindekiler için ise yıllık 7.500 sterlin ödeme öngörülüyor.
Gayrimenkul sektör uzmanları, bu adımın özellikle “varlık bakımından zengin, nakit akışı bakımından kısıtlı” grupları zorlayacağını belirtiyor. Bu tür bir vergi, fiyatların zaten dalgalı olduğu üst segmentte satış baskısını artırabilir, lüks konut pazarında likiditeyi düşürebilir ve bazı bölgelerde fiyatlamayı oynatabilir.
Buna ek olarak hükümet:
2027’den itibaren kiralama gelirleri üzerindeki vergi oranını 2 puan artırıyor.
Bu değişiklikler kiralık konut arzını azaltma riskini beraberinde getiriyor. Yatırımcıların piyasadan çekilmesi halinde Londra ve büyük şehirlerde kiraların daha da artması olası görünüyor.
Temettü ve ISA Düzenlemeleri: Tasarrufların Yeni Çerçevesi
Vergi artışının diğer bir ayağı temettü gelirleri. 2026’dan itibaren temettü vergisi tüm dilimlerde 2 puan artırılacak. Bu karar, bireysel yatırımcılar için maliyetleri yükseltirken, İngiltere’nin sermaye piyasası derinliği açısından tartışmalı bir adım sayılıyor.
Nakit tasarrufları içeren ISA düzenlemeleri de dikkat çekici:
Nakit ISA limiti 12.000 sterline düşüyor.
Genel limit 20.000 sterlin olarak kalıyor.
65 yaş üzeri tasarrufçular için istisna korunuyor.
Bu düzenleme, tasarrufun daha büyük kısmının hisse senedi ve benzeri varlıklara yönlendirilmesini teşvik ediyor. Bu durum bir yandan sermaye piyasasına fon girişini artırabilirken diğer yandan risk iştahı düşük tasarrufçular için seçenekleri daraltıyor.
Emeklilik Katkılarına Tavan: Uzun Vadeli Etki Zayıflatabilir
Nisan 2029’dan itibaren çalışanların maaşlarından otomatik kesintiyle yapılan emeklilik katkıları yıllık 2.000 sterlin ile sınırlandırılacak. Hazine, bu düzenlemenin 2029–30 döneminde 4,7 milyar sterlin ek gelir sağlayacağını öngörüyor.
Ancak uzmanlar uzun vadeli etki konusunda kaygılı. Bir çalışanın yaşam boyu birikiminin önemli ölçüde düşebileceğine dair hesaplamalar, bu sınırın nesiller arası servet birikimi üzerinde kalıcı izler bırakabileceğini gösteriyor.
Piyasa Tepkisi: Sarsıntıdan Sonra İstikrar Arayışı
OBR sızıntısının ardından tahvil piyasasında görülen dalgalanma, Bakan Reeves’in bütçe konuşmasıyla kısmen dengelendi.
10 yıllık tahvil faizi %4,45’in altına indi
FTSE 100 %0,6 yükseldi
Sterlin dolar karşısında %0,2 değer kazandı
Bu tablo, yatırımcıların hükümetin mali disiplin mesajını temkinli bir iyimserlikle karşıladığını gösteriyor. Bununla birlikte bütçenin büyük bölümünün vergi baskısı üzerine kurulmuş olması, orta vadeli büyüme dinamikleri açısından soru işaretleri yaratıyor.
Makroekonomik Arka Plan: Sıkılaştırma Amaç mı, Zorunluluk mu?
İngiltere ekonomisi yılın ilk yarısında G7’nin en hızlı büyüyen ekonomisiydi. Ancak yılın ortasından itibaren ivme kaybederek yeniden zayıf bir görünüm verdi. OBR, önümüzdeki beş yıla ilişkin büyüme tahminini %1,5 seviyesinde açıkladı; bu oran mart ayındaki tahmine göre 0,3 puan daha düşük.
Enflasyon, ücretler ve kamu finansmanı birlikte değerlendirildiğinde, hükümetin hedefinin kısa vadede gelir yaratmak, orta vadede ise borçlanma hızını kontrol altına almak olduğu anlaşılıyor. Ancak bütçe, “erken harcama – geç vergi” mantığıyla 9 milyar sterlinlik önden yüklemeli harcama ve 26 milyar sterlinlik sonraki yıllara yayılan vergi artışlarını birleştiriyor.
Bu da İngiltere’nin büyüme cephesinde daha kırılgan bir zeminde ilerleyeceğine işaret ediyor.
Sonuç: Gelir Artırmak Mı, Yeni Bir Mali Sözleşme Mi?
Reeves hükümetinin bütçesi, teknik bir mali düzeltme paketinin çok ötesinde; İngiltere’nin gelecek on yılında kamu hizmetlerini nasıl finanse edeceğine dair yeni bir çerçeve sunuyor. Ancak bu çerçeve, artan vergi yükü ve hane halkının harcanabilir gelirini aşındıran düzenlemeler üzerine kurulu.
Kamu finansmanını yeniden güçlendirmeyi amaçlayan bütçe, siyasi olarak “acı ilaçların” verildiği bir dönemi simgeliyor. Yatırımcıların güveni şimdilik korunmuş görünüyor, ancak büyüme dinamikleri ve sosyal etkiler orta vadede belirleyici olacak.
İngiltere ekonomisinin önündeki temel soru artık şu: Vergi ağırlıklı bir mali sıkılaşma, uzun vadeli büyüme ve refah için sürdürülebilir mi, yoksa başka bir denge kurulması gerekecek mi?
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar